Sefa BURAN

Devlet 1 Eylül’de Tarım Arazilerine El mi Koyacak? İşte İşin Aslı!

Devlet 1 Eylül’de Tarım Arazilerine El mi Koyacak? İşte İşin Aslı!

Merhaba değerli dostlarım,

Son günlerde, özellikle tarım arazisi sahipleriyle çiftçileri büyük bir endişeye sürükleyen bir soru var gündemde: “1 Eylül’den sonra tarlalarımıza el mi konulacak?” Bu iddia, kulaktan kulağa yayıldıkça paniğe yol açıyor. Peki, bu bilgi doğru mu? Yoksa büyük bir yanlış anlaşılma mı var? Üstelik 2025 yılına dair yeni kararlar da söz konusu.

Bu yazımda, bu önemli konuyu tüm detaylarıyla, resmi kaynaklara dayanarak ve en güncel bilgilerle masaya yatıracağım. Amacım, kafanızdaki tüm soru işaretlerini gidermek ve doğru bilgiye ulaşmanızı sağlamak.

“El Koyma” mı, “Kiralama” mı? Temel Farkı Anlayalım

Hemen en kritik noktayı netleştireyim: Hayır, devlet tarım arazilerinize “el koymuyor”! Bu, bir kamulaştırma değil, bir kiralama mekanizması. “El koyma” terimi, mülkiyet hakkının keyfi veya tazminatsız bir şekilde kaybedileceği algısını yaratıyor, oysa bu düzenleme tamamen farklı bir hukuki zemine dayanıyor. Mülkiyetiniz sizde kalıyor, araziniz boş durmasın diye kiraya veriliyor ve en önemlisi, kira geliri doğrudan size, yani arazi sahibine ödeniyor.    

Kriter “El Koyma” (Kamulaştırma) “Kiraya Verme” (İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Kiralanması)
Mülkiyet Durumu Mülkiyet devlete geçer. Mülkiyet arazi sahibinde kalır.
Amaç Kamu yararı için taşınmazın tamamen devralınması. Atıl arazileri tarımsal üretime kazandırmak.
Gelir/Tazminat Kamulaştırma bedeli (tazminat) ödenir. Kira geliri arazi sahibine ödenir.
Süreklilik Kalıcıdır. Sezonluk kiralama esasına dayanır.

Yasal Dayanak ve Yeni Yönetmelikler

Peki, bu düzenlemenin yasal dayanağı nedir? Türkiye’de tarım arazilerinin yönetimi, 2005 yılında yürürlüğe giren 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile düzenleniyor. Bu kanun, toprağın korunması ve planlı kullanımı için temel çerçeveyi çiziyor. Özellikle 23 Mart 2023 tarihinde Kanuna eklenen 8/K maddesi ile işlenmeyen arazilerin kiralanmasının yasal zemini oluşturuldu.  

Kamuoyundaki tartışmaların odağındaki asıl düzenleme ise, 22 Ağustos 2024 tarihli ve 32640 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik”tir. Bu Yönetmelik, 5403 sayılı Kanunun 8/K maddesine dayanıyor.   

Yönetmeliğin temel amacı, gerçek ve tüzel kişilere ait olup üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerini ekonomiye kazandırmak ve kamu yararına kullanmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kiraya verilmesini sağlamaktır. Yönetmelik, Hazine’nin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerini bu kiralama kapsamının dışında tutuyor. Bu ayrım, düzenlemenin özel mülkiyetteki atıl arazileri hedeflediğini netleştiriyor.   

Ayrıca, 19 Mart 2025 tarihli ve 32846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Karar (Karar Sayısı: 9626)”, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Bu karar, tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesini desteklemeyi amaçlayan tamamlayıcı bir mevzuattır.

Yönetmelik Kapsamındaki Temel Kavramlar

Yönetmelik kapsamında bazı temel kavramları da doğru anlamak önemli:

  • İşlenmeyen Tarım Arazisi: Üst üste iki yıl süreyle tarımsal üretim yapılmayan, nadasa bırakılmayan veya spekülatif amaçla boş tutulan arazileri ifade ediyor.   
  • Dikili Tarım Arazisi: Meyve bahçeleri, zeytinlikler gibi çok yıllık bitkilerin dikili olduğu arazilerdir. Bu araziler, örtü altı üretim yapılan yerler (seralar gibi) ve ekonomik üretime uygun olmayan küçük parseller kiralama kapsamı dışında bırakılmıştır. Ayrıca, mahkeme tarafından verilen ve arazinin kullanımını engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı bulunan parseller de kiralamaya konu edilemeyecektir. Bu durum, politikanın, hâlihazırda yoğun veya uzun vadeli yatırımlarla kullanılan arazileri değil, gerçekten atıl kalmış ve yıllık üretime kazandırılabilecek alanları hedeflediğini gösteriyor. 

İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tespit ve Kiralama Süreci

Şimdi gelelim sürecin nasıl işlediğine. İşlenmeyen tarım arazilerinin tespiti ve kiralanması belirli adımlar ve komisyonlar aracılığıyla şeffaf bir şekilde yürütülüyor.

Öncelikle Tespit Süreci: İşlenmeyen arazilerin belirlenmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “Arazi Tespit Komisyonları” kuruluyor. Bu komisyonlar, kadastro verileri, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri ve yerinde denetimlerle arazileri belirliyor.   

Tespit döneminde, içinde bulunulan yılın 1 Eylül tarihi ile bölgelere göre değişen hasat dönemi dikkate alınarak en geç takip eden yılın 31 Ağustos tarihine kadar olan süre göz önünde bulunduruluyor. Bir arazinin bu düzenlemeye tabi olması için, belirtilen bu dönem içinde üst üste iki yıl boyunca işlenmemiş olması gerekiyor. Yani kamuoyundaki “1 Eylül” algısı, bir el koyma başlangıcı değil, arazinin işlenmeme durumunun takip edilmeye başlandığı gözlem döneminin başlangıcıdır. Örneğin, Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2 Ekim 2024 tarihinden itibaren 5 gün süreyle işlenmeyen tarım arazileri listelerini ilan ederek süreci başlatmıştı bile.

Ardından Kiralama Süreci: Tespit edilen işlenmeyen tarım arazilerinin kiralanması için ise “Arazi Kiralama Komisyonları” devreye giriyor. Bu komisyonlar, kiralanacak arazilerin rayiç kira bedellerini belirliyor. Bu bedel, benzer özellikteki en az üç kiralanmış arazinin emsal alınmasıyla adil bir şekilde tespit ediliyor. Emsal belirlemede akrabalar arası kiralamalar gibi özel durumlar dikkate alınacak.

Kesinleşen kiralanacak arazi listesi, yedi gün boyunca elektronik ortamda ve il müdürlüğü internet sitesinde ilan ediliyor. Kiralamak isteyenler, ilgili il müdürlüklerine doğrudan başvurabilecekleri gibi, Tarım Arazileri Değerleme ve Edindirme Bilgi Sistemi (TED Portalı) üzerinden elektronik ortamda da başvuru yapabiliyorlar.

Kiralama önceliği, arazinin bulunduğu yerleşim yerinde ikamet edenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına (ziraat odaları gibi) veriliyor. En yüksek teklifi veren kiracı belirleniyor.

Ve tekrar vurgulayayım: Kiralanan arazilerden elde edilen kira gelirleri, doğrudan ve kesintisiz olarak arazi sahiplerine aktarılıyor. Sahiplerine ulaşılamayan araziler için bile kira gelirleri kamu bankalarında açılacak özel hesaplarda saklanacak ve mülkiyet ihtilafı çözüldüğünde biriken gelirler hissedarlara paylaştırılacak. Kiracılar ise, kiraladıkları arazileri işleyerek tarımsal üretime katkı sağlarken, devletin tarımsal destek programlarından da yararlanabilecekler.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamalarına göre, 2024 ve 2025 üretim yıllarında yapılacak nihai tespitlerin ardından, ilk kiralama işlemleri 2025 yılının son çeyreğinde başlayacak.

Uygulamanın Amaçları ve Beklenen Etkileri

Peki, bu düzenlemenin amacı ne? Neden böyle bir adım atıldı?

Yönetmeliğin temel amacı, çeşitli nedenlerle atıl kalan tarım arazilerini ekonomiye kazandırarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve ülkemizin gıda güvenliğine katkıda bulunmaktır. Bakanlık yetkilileri, bu adımı gıda güvenliği ve tarımsal verimlilik açısından “kritik” olarak nitelendiriyor.  

Hem arazi sahipleri hem de kiracı çiftçiler için potansiyel faydalar var. Arazi sahipleri, arazilerini kendileri işlemese bile, daha önce atıl duran mülklerinden pasif gelir elde etmeye devam edecekler. Kiracı çiftçiler ise, tarımsal üretim için kritik araziye erişim sağlayarak hem milli ekonomiye hem de kendi geçim kaynaklarına katkıda bulunacaklar. Dahası, bu kiracı çiftçiler, devletin mevcut tarımsal destek programlarından faydalanma hakkı kazanacaklar.

Bu yeni düzenleme, aslında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın halihazırda yürüttüğü başka bir kiralama programını tamamlayıcı nitelikte. Yeni yönetmelik, özel mülkiyetteki atıl arazileri hedefleyerek, devletin tarımsal üretimi maksimize etme çabasının kapsamlı bir stratejisinin parçası olduğunu gösteriyor. Ayrıca, 19 Mart 2025’te yürürlüğe giren “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Karar” ile tarım arazilerinin kullanımını etkinleştirmek için ek destekler de yürürlüğe girdi.

Arazi Sahiplerinin Hakları ve İtiraz Süreçleri

Peki, arazi sahiplerinin hakları neler? Bu süreçte itiraz etme imkanları var mı?

Arazi sahipleri ve diğer ilgililer, işlenmeyen arazi listelerine ilişkin itirazlarını ilan süresi içerisinde Arazi Tespit Komisyonu’na yapabilirler. Komisyon, bu itirazları üç gün içinde karara bağlamakla yükümlüdür. Benzer şekilde, Kiralanacak Tarım Arazileri Listesi’ne ilişkin itirazlar da ilan süresi içerisinde Arazi Kiralama Komisyonu’na yapılabilir ve Komisyon, ilan süresinin tamamlandığı tarihten itibaren üç gün içinde itirazları karara bağlayarak kiracıyı belirliyor.

Ancak, bu kısa itiraz süreleri, özellikle arazisinden uzakta yaşayan veya resmi duyuruları düzenli takip etme imkanı olmayan arazi sahipleri için pratik zorluklar yaratabilir. Ayrıca, araziniz üzerinde mahkeme tarafından verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı varsa, bu parsel kiralamaya konu edilemeyecektir.

Türk hukuk sisteminde, kesinleşmiş mahkeme kararlarının uygulanması Anayasa’nın 138. maddesi gereği zorunludur. Dolayısıyla, yasal itiraz yolları her zaman açıktır. Ancak, idari para cezalarına karşı itiraz süresi de yedi gün gibi kısa bir süredir ve itiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu da, hak arayışında hızlı hareket etmenin önemini gösteriyor.

Bazı çiftçi örgütleri, bu düzenlemenin, çiftçilerin halihazırda ürünlerini kârlı bir şekilde satamamaktan şikayet ettikleri bir döneme denk gelmesini eleştiriyor. “Ürünüm tarlada kaldı, satamıyorum” diyen çiftçiler varken, daha fazla arazinin üretime kazandırılması politikasının mevcut piyasa gerçekleriyle çeliştiği algısı oluşabiliyor. Ayrıca, çiftçinin toprağından koptuğu anda geri dönmesinin çok zor olduğu ve hukuki mücadelelere yol açabileceği endişeleri de dile getiriliyor.   

Kıymetli dostlarım, toparlayacak olursak: Tarım arazilerine yönelik yeni düzenleme, kamuoyunda yanlış anlaşılan bir “el koyma” süreci değil, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen, işlenmeyen tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılmasına yönelik sezonluk bir kiralama mekanizmasıdır. Mülkiyetiniz sizde kalır ve kira geliri size ödenir.

Bu düzenleme, Türkiye’nin gıda güvenliğini güçlendirmek ve atıl kaynakları ekonomiye kazandırmak gibi önemli stratejik hedeflere hizmet ediyor. İşlenmeyen arazilerin tespiti 2024 ve 2025 yıllarında yapılacak olup, ilk kiralama işlemleri 2025 yılının son çeyreğinde başlaması planlanmaktadır.

Arazi Sahipleri İçin:

  • Resmi Duyuruları Takip Edin: Tarım ve Orman Bakanlığı ile yerel il/ilçe müdürlüklerinin resmi duyurularını, özellikle arazi tespit listelerini düzenli olarak takip etmek çok önemli. Muş’ta olduğu gibi, süreç başladı bile.
  • Arazi Durumunuzu Kontrol Edin: Arazinizi aktif olarak işlemiyorsanız, “işlenmeyen” olarak tespit edilip edilmediğini periyodik olarak kontrol edin.
  • İtiraz Haklarınızı Bilin: Tespit listelerine itiraz haklarınızı ve bu itirazlar için tanınan kısa süreleri iyi anlayın. Gerekirse hukuki danışmanlık alın. Araziniz üzerinde mahkeme tarafından verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olup olmadığını kontrol edin, zira bu tür parseller kiralamaya konu edilemez.

Potansiyel Kiracılar (Çiftçiler) İçin:

  • İlanları Aktif Olarak Takip Edin: Kiralanmaya açık tarım arazileri listelerini düzenli olarak takip ederek uygun arazi fırsatlarını değerlendirin.
  • Başvuru Süreçlerini ve Öncelikleri Anlayın: Başvuru süreçlerini, özellikle yerel ikamet veya meslek odası üyeliği gibi öncelik kriterlerini iyi anlamak, kiralama şansınızı artırabilir.
  • Kira Sözleşmesi Detaylarını İnceleyin: Kira sözleşmesinin şartlarını dikkatle inceleyin, özellikle sözleşmeye aykırı kullanımın sonuçları hakkında bilgi sahibi olun.
  • Arazi Uygunluğunu ve Destekleri Araştırın: Kiralamayı düşündüğünüz arazinin kendi tarımsal faaliyetleriniz için uygunluğunu ve 19 Mart 2025’te yürürlüğe giren yeni destek kararı gibi devlet desteklerinden faydalanma imkanlarını önceden araştırmanız, ekonomik verimlilik açısından faydalı olacaktır.

Bu düzenlemenin uzun vadeli başarısı, sadece atıl arazilerin üretime kazandırılmasıyla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda çiftçilerin ürettikleri ürünleri kârlı bir şekilde pazarlayabilmeleri için gerekli piyasa koşullarının sağlanmasına da bağlı olacaktır.

Umarım bu yazı, kafanızdaki soru işaretlerini gidermeme yardımcı olmuştur. Yine de aklınıza takılan sorular varsa, yorum bölümünden yazmayı unutmayın. Tek tek cevaplayacağım. Bu tür bilgilendirici içerikler için beni takipte kalın.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

İçeriklerin izinsiz ve kaynak gösterilmeden kısmen veya tamamen kullanılması yasaktır.